fbpx

Amerikan polislerinin yıllardır süren ve artık gelenek haline gelmiş bir alışkanlıkları var; Afro-Amerikan insanları öldürmek. Ülkede her yıl polis şiddetiyle çok sayıda Afro-Amerikan hayatını kaybetmektedir. Başta Afro-Amerikalılar olmak üzere İspanikler olarak adlandırılan Latin Amerikalılar ve Asyalılar gibi çoğu azınlık grupları ülkenin dört bir yanında ırk temelli ayrımcılığa maruz kalıyor. Bu gelenek Amerika’daki kolluk kuvvetleri arasında giderek daha çok yaygınlaşmakta ve polis şiddetine uğrayan kurban sayısı artmaya devam etmektedir. Bunun en son örneğini geçtiğimiz günlerde ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde yaşadık.2001’den beri Minneapolis’te polis memuru olarak görev yapan Derek Chauvin ve yanındaki 3 polis memuru, bir iş yeri sahibinin “sahtecilik” şikayeti üzerine George Floyd adlı Afro-Amerikan bir ABD vatandaşını gözaltına aldı. Polis memuru Derek Chauvin, kelepçeleme sırasında dizini 8 dakika boyunca George Floyd’un boynuna dayadı ve Floyd’un nefessizlikten boğularak ölmesine neden oldu.

Bu anları telefonları ile kaydeden çevredeki vatandaşların kendisine tepki göstermesine rağmen polis memuru Chauvin, uyarıları hiç dikkate almayarak işkencesine devam etti. Ayrıca polis Chauvin, “Bundan keyif alıyorsun, vücut dilinden anlaşılıyor” diyen çevredekileri biber gazı sıkmakla tehdit etti. Bu Chauvin’in karıştığı ilk vukuatı da değil. NBC News’de çıkan bir habere göre polis Chauvin daha önce defalarca şikayet edilmiş ve hakkında dava da açılmıştı. Bu şikayetlere ve davaya rağmen hiçbir zaman disipline sevk edilmemiş ve hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmamıştı.

George Floyd’un öldürülmesinden sonra Minneapolis Polis şubesi konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada ekibin “sahtecilik” ihbarı üzerine olay yerine gittiği ve polisler geldiği sırada aracında bulunan Floyd’un polislere direndiği belirtildi. Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından ölüme karışan diğer 3 polis ile birlikte Chauvin, Minneapolis Emniyet Müdürlüğü’nden kovuldu. Görevine son verilen Chauvin, “üçüncü derece cinayet” ve “taksirle adam öldürme” ile suçlanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Floyd’un ölümü akıllara ABD polisinin neden olduğu birçok Afro-Amerikalının benzer şekillerdeki ölümlerini getirdi. Sizler için geçtiğimiz yıllarda Amerikan polis memurları tarafından öldürülen bazı Afro-Amerikalıları sıraladık. 

Eric Garner - 17 Temmuz 2014

Olay 17 Temmuz 2014 tarihinde ABD'nin New York kentinde yaşandı. 43 yaşında ve altı çocuk babası olan Eric Garner sokakta dal sigara satmaktaydı. New York Şehri Polis Departmanı (NYPD) memurları, Garner’a vergi pulu olmayan kaçak sigara sattığını söyledi ve Garner’i bulunduğu sokakta tutuklamak istedi. Garner polise taciz edilmekten yorulduğunu ve sigara satmadığını söyledikten sonra polis memurları Garner'ı tutuklamaya çalıştı. Tartışmanın ardından polis memuru Pantaleo ellerini Garner'ın üzerine getirdi ancak Garner işbirliği yapmayı reddetti ve kollarını geri çekti. Pantaleo daha sonra kolunu Garner'ın boynuna bağlayarak boğmaya başladı. O anda Pantaleo ve polis arkadaşları, Garner’ı etkisiz hale getirmeye çalırken, kaldırımda yüzüstü uzanan Garner, "Nefes alamıyorum" dedi ve bu sözü tam 11 kez tekrarladı. Yaşanan boğuşmadan sonra Garner bilincini kaybetti ve hareketsiz yatarken polisler tarafından kelepçelendi.Garner ilk yardım müdahalesi yapılmadan bilinci kapalı bir şekilde kaldırımda yatarken ambulans olay yerine ancak 7 dakika sonra gelebildi. Olaydan sadece bir saat sonra Garner bir bölge hastanesinde hayatını kaybetti. Bir vatandaş tarafından kaydedilen olay görüntülerinin sosyal medyada büyük bir hızla yayılması sonucu ülkede geniş katılımlı günlerce süren eylemler gerçekleşti.


Otopsi sonucu New York Adli Tıp yetkilisi, Garner’in ölüm şeklini cinayet olarak belirtti. Otopsi, ölümün polis tarafından arbede esnasında fiziksel olarak kısıtlanan Garner’in "boynunun sıkıştırılması ve yüz üstü olarak yatırılmasından dolayı göğsünün sıkıştığı”nı ve bunun nefessiz kalmasına yol açtığını belirtti. Yetkili, Garner’daki astım ve kalp hastalığının da ölüme neden olduğunu ekledi.

Cinayet sonrası New York'ta bir mahkemede yargılanan polis memuru Daniel Pantaleo, büyük jüri karşısında savunma yaptı. 3 Aralık 2014'te Jüri, Pantaleo hakkındaki suçlamaların düşürülmesine karar verdi.Karar üzerine ülke genelinde birçok protesto gerçekleştirildi ve sokağa dökülen yaklaşık bin gösterici yolları kapattı, tren istasyonlarını işgal etti. 13 Temmuz 2015'te polisin bağlı bulunduğu New York Belediyesi Garner ailesine 5,9 milyon dolar ödeme yapacağını açıkladı. Pantaleo'nun, Garner olayına ilişkin New York Polis Departmanı disiplin duruşması 2 Ağustos 2019'da yapıldı ve idari yargıç Pantaleo'nun kovulmasını önerdi. Pantaleo, Garner'ın ölümünden beş yıl sonra 19 Ağustos 2019'da kovuldu.

Michael Brown - 9 Ağustos 2014

Olay Garner’in polis tarafından öldürülmesinden sadece 1 ay sonra 9 Ağustos 2014'te, ABD'nin Missouri eyaletinin St.Louis şehrinde gerçekleşti. 18 yaşında siyah bir adam olan Michael Brown, 28 yaşındaki polis memuru Darren Wilson tarafından vurularak öldürüldü. Brown’ın vurulmadan önce soygun yaptığı iddia edildi. Ortaya çıkan kamera görüntülerinde Brown bir marketi soyuyor ve market kasiyerini tartaklıyor. Bölge polisinin açıklamasına göre, altı yıldır St. Louis Polis Departmanı'nda görev yaptığı belirtilen polis memuru Wilson takip ettiği iki şüpheliyi gözaltına almak istediği, 'dur' ihtarı üzerine kaçmaya başlayan gençlerden birisinin üzerindeki silahı memura yönelterek ateş etmeye başladığı belirtildi. Wilson, silahlı gencin en az 3 el ateş ettikten sonra silahının tutukluk yaptığını söyledi. Memur Wilson, gencin kendisine karşı eylemde bulunduğunu ve kendisini savunmak için Brown'a ateş ettiğini iddia etti.Daha sonra iseWilson’un, Brown’u etkisiz hale getirmek için 17 el ateş ettiği öğrenildi. Brown’un yakınları polisin açıklamasına tepki göstererek, olay anında Brown’un elinde silah olmadığını ve sandviç taşıdığını ve polisin kamuoyunu yanılttığını belirtti. 

Yapılan otopsinin ön raporuna göre Brown’un vücudunda 6 kurşun izine rastlanıldı. Kurşunlardan ikisi Brown’un kafasına, diğerleri ise sağ koluna isabet etti. Mermilerin tamamının Brown’un ön kısmına geldiği ve ilk belirlemelere göre mermilerin yakından ateş edilmediği açıklandı.

Jürinin günlerdir süren değerlendirmesinin ardından Brown'u öldüren polis memuru Wilson hakkında karar açıklandı ve 9'u beyazlardan ve 3'ü Afro-Amerikalılardan oluşan 12 kişilik jüri ekibi Wilson’u suçsuz buldu. St. Louis Savcısı Bob McCulloch, Jürinin olayın gerçekleştiği anda ve sonrasında toplanan kanıtları incelediğini ve birçok görgü tanığını dinlediğini belirttikten sonra detaylı bir sürecin ardından polis memuru Wilson'ın "kendisine verilen yetkiler dahilinde hareket ettiği ve cezai yargılamaya gerek görülmediğine" karar verildiğini söyledi.

Polis memuru Wilson'ın, Kasım 2014'te yerel makamlarca açılan soruşturmada büyük jüri tarafından suçsuz bulunması üzerine ülke genelinde son yılların en şiddetli protesto gösterileri yaşandı.Brown'ın ölümünün ardından başlayan protesto gösterilerininin büyümesi üzerine Missouri Valisi Jay Nixon sokağa çıkma yasağı ve olağanüstü hal ilanı etti. Ayrıca Nixon, Ferguson'da "düzen ve sükunetin yeniden sağlanması" amacıyla kente Ulusal Muhafız birliği konuşlandırılması emrini verdi.

Jürinin kararını açıkladığı sırada tatilde olan ABD Başkanı olan Barack Obama, tatilini yarıda keserek Washington'a dönmüş ve açıklamalarda bulunmuştu.Obama, ABD'nin kanunlar ülkesi olduğunu belirtmiş ve "Ferguson'daki jürinin kararını kabul etmek zorundayız" demişti.

Walter Scott - 4 Nisan 2015

Olay 4 Nisan 2015’te, ABD’nin Güney Karolina eyaletinde gerçekleşti. 33 yaşındaki polis memuru Michael Slager, kavşakta polis arabası ile durmaktayken o esnada arkadan Walter Lamer Scott aracıyla polis memuru Slager’in arabasına çarptı. Kaza sonucu polis arabasının stop lambasını kıran Walter Lamer Scott kaçmaya başladı. Polis memuru Slager, kaçan Scott’un sırtına 8 el ateş etti ve kurşunların kendisine isabet etmesi sonucu Scott olay yerinde hayatını kaybetti. 50 yaşındaki Afro-Amerikan Scott, eskiden ABD donanmasında çalışmış bir emekliydi. Scott’un kardeşinin dediğine göre Scott, boşandıktan sonra çocuğunun nafakasını ödememesi sonucu 10 kez tutuklanmıştı. Çocuğunun nafakasını ödememesi nedeniyle tekrar tutuklanmak istemeyen Scott bu nedenle polisten kaçmış ve kaçtığı esnada polis memuru tarafından sırtından vurularak öldürülmüştü. Polis memuru Slager, 8 el ateş ettikten sonra,hareketsiz kalan Scott’u kelepçeledi ve telsizden,"Zanlı bana saldırdı! Şok tabancamı almaya çalışıyor." diye anons geçti. Slager, Walter Scott ile itiş kakış yaşadığını ve “öldürüleceğinden korktuğunu” söyledi. Ancak cinayetten sonra ortaya çıkan video görüntüleri polis memuru Slager’i yalanlıyordu. 


Olay sırasında Feidin Santana isminde bir görgü tanığı, cep telefonu ile ikili arasında yaşanan kısa tartışmayı, tartışmadan sonra polis memurunun Scott’u kovalamasını, ateş edip vurmasını ve kendi Taser silahını (elektrik şoku verip bayıltan bir silah) Scott’un cesedinin yanına yerleştirmesini videoya çekmişti. Video önce internette, sonra yerel ve ulusal haber bültenlerinde yayıldı. Cep telefonu ile cinayeti açığa çıkaran görgü tanığı Santana, MSNBC ile yaptığı bir röportajda videoyu silmeyi düşündüğünü çünkü videoyu gösterirse polislerin kendisinden intikam alacağından korktuğunu, ama daha sonra haberlerde adamın öldüğünü ve polislerin yalan söylediğini gördüğünde görüntüleri ailesine verdiğini açıkladı.

Olay anının video görüntülerinde gerçeğin böyle olmadığı anlaşılınca Slager’ın hakkında cinayetten dava açıldı. Ardından, Slager polislikten atıldı ve cinayet suçuyla tutuklandı.

Alton Sterling ve Philando Castile - 2016

Alton Sterling - 5 Temmuz 2016

ABD vatandaşı iki afro Amerikan genç 5 ve 6 Temmuz 2016 tarihleri arasında, ülkenin farklı eyaletlerindeki  polisler tarafından benzer şekilde öldürüldü. Önce Alton Sterling’in öldürülmesinden bahsedeceğiz. 5 Temmuz 2016'da, Louisiana eyaletinin başkenti Baton Rouge’de, polis memurları, Sterling’in bir dükkânın önünde yoldan geçenleri tehdit ettiği yönünde bir ihbar aldı. Olay yerine gelen polis memurları 37 yaşındaki Afro-Amerikan Alton Sterling ile önce kısa bir tartışma yaşadı ve daha sonra Sterling’i yere yatırarak gözaltına almaya çalıştı.O sırada bir görgü tanığı da cep telefonu ile olayı kaydetmekteydi. Videoda, polislerden birinin Sterling’in üstüne diziyle bastığı sırada silahını çektiği görülüyordu.Ayrıca birisinin 'Silahı var!' dediği duyuluyordu.Daha sonra polis memurlarının art arda ateş etmesi sonucu beş çocuk babası Alton Sterling, olay yerinde hayatını kaybetti. Polislerin neden ateş ettiği anlaşılamamıştı. Çünkü Sterling’in elinde herhangi bir silah veya bir kesici alet yoktu. Polislerin neden ateş ettiği anlaşılamazken, görüntülerde Sterling'i vuran polisin "F.ck" diyerek sinirli bir şekilde küfür ettiği de duyuldu.


Federal yetkililer, Sterling'in vatandaşlık haklarının ihlal edildiğine dair yeterli kanıt olmadığını söylediler.Lousiana Başsavcısı Jeff Landry, polis memurlarının "mevcut yasalar çerçevesinde makul davrandıklarını ve meşru güç kullandıklarını" belirtti. Daha sonra yapılan otopsi sonucu Sterling'in kanında kokain, metamfetamin, afyon türevleri ve diğer uyuşturucu maddelerine rastlanıldı. Savcı, bu sonuçların Sterling'in polisin komutlarını dinlememesinde madde etkisi altında olmasının rol oynamış olabileceğini söyledi. Olayın görüntüleri sosyal medyada yayılması sonucu Louisiana'nın Baton Rouge bölgesinde günlerce süren büyük protestolar yaşandı.

Philando Castile  - 6 Temmuz 2016

Olay, Alton Sterling’in polis tarafından öldürülmesinden sadece 1 gün sonra yaşandı. 6 Temmuz 2016’da, ABD’nin Minnesota eyaletinde polis rutin kontrol sırasında 32 yaşındaki Afro-Amerikan ABD vatandaşı Philando Castile’nin aracını durdurdu. Castile, arabada kız arkadaşı ve 4 yaşındaki kızı ile bulunmaktaydı. Arabasını kenara çeken Castile, kız arkadaşının söylediğine göre, polis kontrolü sırasında silah taşıma ruhsatını çıkarmak istemiş fakat polis memuru Jeremino Yanez silahını Castlie’ye doğrultmuş ve onu vurarak öldürmüştü. Bu anları Castile’nin yanında bulunan kız arkadaşı videoya aldı. Videoda, vurulmadan önce Castile'nin polise silah taşıma ruhsatı ve bir silaha sahip olduğunu söylediğini polise açıklayan kız arkadaşı, "Ona dört mermi sıktınız bayım. Sadece ehliyetini ve ruhsatını alıyordu bayım" diyor. Genç kadının sosyal medyada paylaştığı görüntülerde, Castile’nin kanlar içinde aracının koltuğunda ağır yaralanmış bir şekilde durduğu görülüyor. Görüntülerde ağır yaralandığı görülen siyahi gence silah doğrultmaya devam eden polisin de telaşlandığı dikkat çekiyor. Ardından polis memurlarıCastile’nin kız arkadaşını dışarı çıkarıpkelepçeliyor.Daha sonra olay yerine ambulansın gelmesi ile hastaneye kaldırılan Philando Castile tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybediyor.


Bu olayın ardından Eyalet Başsavcısı John Choi, 16 kasım’da düzenlediği basın toplantısında, Castile’ye ateş eden polis memuru Jeremino Yanez’in yargılanacağını söyledi. Eyalet Başsavcısı Choi, polis memuru Jeremino Yanez’in ölümcül güç kullanmakta haksız olduğu sonucuna vardıklarını söyledi.

Peş peşe görüntülerin yayınlanmasıyla beraber ülke genelinde binlerce kişi polis şiddetine karşı yürüyüşler düzenledi. Hem sokaklarda hem de sosyal medyada protesto kampanyaları başlatıldı.

Botham Shem Jean - 6 Eylül 2018

Olay 6 Eylül 2018 tarihinde ABD’nin Teksas eyaletine bağlı Dallas kentinde gerçekleşti. Bu kez kurban 26 yaşında bir Afro-Amerikan olan Botham Shem Jean adlı üniversite mezunu bir gençti.Olay günü kadın polis memuru Amber Guyger görevde olmadığı sırada, kendisine ait olduğuna inandığı daireye geldi ve o sırada evin içinde Botham Shem Jean'ı gördü.Polis memuru Guyger, Jean’ın evine hırsız olarak girdiğini düşünerek Jean’a silahla ateş etti ve 26 yaşındaki Afro-Amerikan gencin hayatını kaybetmesine neden oldu. Guyger'in dairesi, üçüncü katta, Jean'in dairesi ise dördüncü kattaydı. Guyger kendisinin sandığı dairesine geldi ve evin kapısını biraz aralıklı buldu.Daha son Jean'i evin oturma odasında gören Guyger, Jean'in kendisini öldürmemesi için hemen silahına davrandı ve Jean’a ateş etti. Guyger komşusu Jean'i vurduktan kısa bir süre sonra 911'i aradı. Ambulansın gelmesi ile Jean yakındaki bir hastaneye götürüldü, ancak ağır yaralandığı için hayatını kaybetti.Üç gün sonra Texas Rangerları (Teksas eyaletinin bir kolluk kuvveti) ölümle sonuçlanan olay ile ilgili soruşturma başlattıklarını açıkladı. Jean’in ölümü üzerine eyalette birçok gösteriler gerçekleştirildi.


Olaydan sonra polis memuru Guyger tutuklanarak Kaufman Hapishanesi'ne gönderildi.300 bin dolar kefalet ödeyen Guyger pazar akşamı serbest bırakıldı.Dallas Emniyet Müdürlüğü, Guyger'ı cinayetten sonra idari izne ayırdı ve Guyger’in polis departmanındaki görevine son verdi.

Mahkeme sürecinde Guyger başlangıçta kasıtsız adam öldürmekle suçlandı ancak daha sonra cinayetten yargılandı.Polis memuru Amber Guyger duruşma sırasında kendisini neredeyse hiç savunmadı. Sadece mahkeme jürisine "Çok üzgünüm, çok üzgünüm. Hayatımın her günü bu acıyla yaşamak zorundayım" demekle yetinmişti. Ceza duruşması sırasında, Jean'in annesi duygusal tanıklık yaptı ve Guyger’a ait "ırkçı ve saldırgan" olan kısa mesajları ve sosyal medya paylaşımlarını gösterdi. Yargılama sonucu jüri karara varmak için 6 saat görüşme gerçekleştirdi.Görüşme sonucu jüri, Amber Guyger’ın suçlu olduğu kanısına vardı ve mahkeme jürinin de kararıyla Amber Guyger'e kasıtsız adam öldürmekten 10 yıl hapis cezası verdi.Kararın ardından mahkemede duygusal anlar yaşandı.Mahkemeye katılan Botham Jean'in kardeşi kararın açıklanmasından sonra yerinden kalktı ve erkek kardeşinin katili Amber Guyger'e sarıldı.Botham Jean'in kardeşi, erkek kardeşinin katili Guyger’e, "Seni affediyorum. Eminim tanrı da böyle düşünüyordur o da seni affederdi"dedi ve bu sözlerin ardından ikili birbirlerine sarılarak ağlamaya başladı. 

Botham Jean'ın ölümü sonrası açıklama yapan Dallas Belediye Başkanı Mike Rawlings, "Botham Jean kesinlikle Dallas'ta yaşamasını arzu edeceğimiz örnek bir vatandaştı.İşte tam olarak bu nedenle yaşanan bu olay korkunç bir şey. Sadece Jean'ı kaybetmiş değiliz. Bu şehir, on yıllar içerisinde liderlik potansiyeli taşıyan bir ismi kaybetti" yorumunda bulundu.

Atatiana Jefferson - 13 Ekim 2019

Sıradaki kurban afro-amerikan bir kadın. Atatiana Jefferson 28 yaşındaydı. ABD’nin Teksas eyaletine bağlı Fort Worth kentinde yaşıyordu. Jefferson, Louisiana Xavier Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezundu. Bir iş yerinin insan kaynakları bölümünde çalışmaktaydı. Annesi ve yeğeni ile birlikte yaşıyor, onların geçimlerini sağlıyordu. 

13 Ekim 2019 tarihinde bir geceyarısı Jefferson’un komşusu, Jeffersonların oturduğu evin dış kapısının açık olduğunu farketti.Bunun üzerine şüphelenen komşusu acil olmayan durumlar icin kullanilan bir hat üzerinden polis ile temasa geçti. İhbar üzerine olay yerine gelen polis memuru Aaron Dean, içeri girmeden önce elinde fener ile evin etrafında dolaşmaya başladı.O sırada yeğeni ile oyun oynayan Jefferson, polisin dışarıda çıkarttığı sesler üzerine yatak odasına gitti.Yatak odasının penceresine doğru hareket eden Jefferson perdeleri araladiğinda dışarıda polis memuru Dean’in fener ışığını cama doğru tutmakta olduğunu gördü.Dean, polis olduğuna dair hiçbir uyarıda bulunmadan pencere arkasında gördüğü Jefferson’a ellerini kaldırmasını söyledi ve hemen silahını ateşledi.Kurşunların vücuduna isabet etmesi sonucu Jefferson olay yerinde hayatını kaybetti.


Daha sonra polis teşkilatı, Jefferson’u öldüren polis memuru Aaron Dean’ın vücuduna takılı olan kameradan kaydedilmiş olayın görüntülerini yayınladı.Görüntülerde polis memuru Dean’ın bölgeyi araştırırken, camda Jefferson’u gördüğü ve camın arkasındaki Jefferson’dan ellerini kaldırmasını söyledikten hemen sonra silahını ateşlediği gözüküyor. Görüntülerde polis memuru Dean’ın kendisini polis olarak tanıttığına rastlanılmıyor. Ayrıca yayınlanan görüntülerde evin içerisi gösterilmiyor ama polis, Jefferson’un yatak odasında bir silahın bulunduğunu iddia ediyor. 

Jefferson'un sekiz yaşındaki yeğeni, yetkililere Jefferson’un silahını eline aldıktan sonra pencereye doğru yürüdüğünü ve vurulmadan önce silahını pencereye doğrulttuğunu söyledi. Yeğeninin ifadesi tutuklama emri için bir gerekçe olarak kullanıldı.Fort Worth Polis Teşkilatı, ateş eden Aaron’un "bir tehdit algıladığı" ve onun üzerine silahını çektiğini belirtti. Geçici Şef Kraus, Jefferson’un bir tehdit hissetmesi sonucu veya birinin arka bahçede olduğunu düşünmesinden ötürü silahını davranmış olabileceğini öne sürdü. Ancak bu Jefferson’un öldürülmesine bir neden teşkil etmiyor. Çünkü ABD’nin Texas eyaletinde yaşı 18’den büyük herkesin silah sahibi olma hakkı var. Jefferson ailesinin avukatı Lee Merritt'e göre, Jefferson yasal bir silah sahibiydi ve kendisinin silah taşıma ruhsatı vardı.

Olaydan sonra hakkında soruşturma açılan polis memuru Dean görevinden uzaklaştırdı ve vücut kamerasındanki görüntülere dayanılarak tutuklanması için emir çıkarıldı. 14 Ekim 2019'da avukatının bürosunda tutuklandı ve cinayetle suçlandı. Tutuklanmasından sadece 3 saat sonra 200.000 dolarlık kefalet ücretinin ödenmesi ile serbest bırakıldı. 20 Aralık 2019'da mahkeme jürisi tarafından cinayet işlemekle suçlandı. Dean’ın hakkındaki soruşturma hala devam etmekte.

Breonna Taylor - 13 Mart 2020

Eğer George Floyd'un 2020 yılında ABD polisinin ilk kurbanı olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.Sizleri Floyd'un ölümünden sadece 2 ay öncesine götüreceğiz.Olay 13 Mart 2020 tarihinde ABD'nin Kentucky eyaletine bağlı Louisville kentinde gerçekleşti. Breonna Taylor, 26 yaşında bir acil tıp teknisyeniydi.  13 Mart'ta Louisville Metro Polis Departmanı'na bağlı üç narkotik birimi memurları  bir uyuşturucu davasından çıkan arama emri üzerine Taylor'un yaşadığı eve geldi. Polis, bir evde uyuşturucu sattığına inandıkları iki adamı araştırıyordu. O sırada Breonna Taylor ve erkek arkadaşı Kenneth Walker evlerinde uyumaktaydı. Komiser muavini Jonathan Mattingly, Dedektif Brett Hankison ve Dedektif Myles Cosgrove, hakim tarafından verilen ve kolluk kuvvetlerinin bir kapı zilini çalmak veya çalmak gibi sakinleri önceden bildirmeden bir mülke girmesine izin veren bir emir olan “ no-knock warrant" belgesine sahiplerdi. Bu belgeden aldıkları yetki ile polisler, operasyonlarda kapalı kapıları kırmak için kullanılan koçbaşı ile evin kapısını kırdılar. Kapının kırılmasından sonra içeri giren polisler, Taylor’un erkek arkadaşı Kenneth Walker ile silahlı çatışma yaşadı.Yaşanan çatışmada Taylor’un vücuduna 8 kurşun isabet etti ve olay yerinde hayatını kaybetti. Taylor'ın evinde hiçbir uyuşturucu maddesine rastlanılamadı. Çünkü polisler yanlış adrese baskın düzenlemişlerdi ve aradıkları kişi Taylor’un evinde yaşamıyordu.

Louisville polisi, memurların eve girerken kendilerini duyurmamalarına izin veren “no-knock warrant” yetkisine rağmen, birkaç kez kapıya vurduklarını ve arama emrine sahip olduklarını söyledikten sonra kendilerinin eve girdiklerini iddia etti. Taylor’un ailesi ve komşuları bu iddiayı yalanlayarak polisler tarafından hiçbir açıklama yapılmadığını, Walker ve Taylor'ın yabancı birinin içeri girdiğine inandıkları ve bu yüzden Walker'ın kendini savunmak için silaha davrandığını söylediler. Walker, polis soruşturmasında, Taylor'ın "Kim o?" diye şeklinde defalarca bağırdığını söyledi. Walker, kapıda yüksek bir patlama sesi duyduklarını, bunun üzerine bağırarak kapıdakilere kim olduklarını sorduklarını fakat hiçbir cevap alamadıklarını ve bunun üzerine silahını yanına aldığını, ayrıca kendisinin silah taşıma ruhsatına sahip, yasal bir silah taşıyıcısı olduğunu belirtti. WAVE3 News haber kanalına konuşan gizli bir kaynağa göre, üç polisten biri evin dışından, içeriye doğru rastgele ateş ediyordu.


Breonna Taylor’un ölümünden iki ay geçtikten sonra yoğun yerel ve ulusal eleştiriler sonucu 21 Mayıs'ta, Louisville Metro Emniyet Müdürü Steve Conrad 30 Haziran'dan itibaren emekli olacağını söyledi. Polis departmanı, bundan sonra tüm memurlarının vücutlarına operasyon kameralarını takacaklarını ve arama emirlerini yerine getirme şeklinin değiştirileceğini açıkladı.

Kent sakinleri olaya büyük tepki gösterdi. 20 Mayıs'ta polis memurları, 911’e yapılan bir çağrı sonucu Taylor'ın evinin yakınına geldiklerinde onlarca kişi tarafından beton parçaları ile saldırıya uğradı. Olayda hiçbir memur yaralanmadı. 26 Mayıs'ta Taylor’un arkadaşları da dahil olmak üzere birçok protestocu, Louisville Belediye Başkanı Greg Fischer'in ofisinin önüne gelerek, üç memurun da tutuklanmasını ve cinayetle suçlanmasını talep etti. Kentte 1 Haziran’da yapılan protestolarda göstericilerden biri olan Louisville sakini David McAtee’nin polisin ateş açması ile öldürülmesinden sonra Louisville Metro Emniyet Müdürü Steve Conrad görevinden ihraç edildi.

Taylor'un ailesi polis memurlarına karşı dava açtı. Haklarında dava açılan 3 polis memuru da, soruşturma devam ederken idari olarak görevlerine yeniden atandılar.

Ölenleri saygıyla anıyor ve bu tür hadiselerin bir daha yaşanmamasını umuyoruz.

Black Lives Matter !

Tayyip Yahyaoğlu

Kaynak: Haberinolacak.com


Muhbir

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nineteen − thirteen =

Bir format seçin
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları